Beylerbeyi İnciraltı Meyhanesi

Basından - Sabah

inciraltıRakı 'zarfında' içilecek

İçki olarak rakının yanı sıra şarap mönüsü de oldukça zengin İnciraltı'nın. Turasan'ın şarapları, Doluca'nın bazı çeşitleri, Tokat'ın Diren şarapları var. Birkaç tane de yabancı çeşit... Yakın zamanda rakıyı da el örmesi dantel zarflarda verecekler. Eskiden meyhane müdavimleri, bardağın elle temasını önlemek için kullanırmış bu zarfları. Eşlerinin ördüğü zarfları ceplerinde taşırlarmış. Tabii o zamanlar küçük rakı bardakları kullanılırmış. Ve likörler... İstanbul'un en geleneksel likörü olan ev yapımı vişne likörü, mekânın baştacı. Onun yanı sıra satsuma ve nar likörü de yapıyorlar. Şanslıysanız, zaman zaman çilek, mürdüm eriği ya da kızılcık likörüne de rastlayabilirsiniz. Tatlıların başındaysa yerin adına yakışır şekilde incir tatlısı geliyor. Ayrıca bir tür hamur tatlısı olan oklava tatlısı ve çeşitli meyve tatlıları da var.


Hep küçük şeyler...

Geçenlerde yazı yazarken kendimi Bülent Ortaçgil mırıldanırken buldum. Küçük şeyler, hep küçük şeyler... Bir iki küçük şey yazayım dedim, not alınız:

* Broken Social Scene: Babylon'a geleceklerini öğrendim. Bahtiyar oldum. Tarih 9-10 Mayıs. Broken Social Scene içinden Feist, Metric, The Dears gibi gruplar çıkarmış Kanadalı bir indie rock ekibi. Şimdi hemen bu isimleri 'gugıllayın' bakın neler buluyorsunuz...

* Sakin: Tanıyan tanıyor da bilmeyenler çoğunlukta. Sakin bir grup. Albümleri ay sonunda piyasaya çıkıyor. Ben önceden dinleyebilen şanslı azınlıktanım. Ve diyorum ki bu ismi takibe alın. Çok büyük olacaklar.

* İnciraltı Meyhanesi: Beylerbeyi'nde pek güzel bir meyhane. Rakıyı küçük bardaklarda içiyorsunuz. Az sulu. Topik, balık böreği, lakerda, kalamar nefis...

* Love is a Mix Tape: Müzik ve popüler kültür yazarı Rob Sheffield'ın kitabı 2007 sonunda çıktı. Türkçe'de yok ama elinizin altında internet varsa ve müzik ilgi alanınıza giriyorsa mutlaka okuyun. Hayır High Fidelity gibi değil. Bu başka...

İncir ağacının altında şımarın!

Açılalı altı ay olmasına rağmen müdavimleri oluştu, mutfağıyla fark attı bile... 'Geleneksel İstanbul Meyhanesi' tanımının da altını hakkıyla dolduruyorlar. Damak tadının peşinde koşanlar adını çoktan duymuş, belki de test etmişlerdir 'İnciraltı Meyhanesi'nin... Beylerbeyi'nde, vapur iskelesine inen sokakta, 100 yıllık bir Rum evinde hizmet veriyorlar. Duvarlar gravürlerle dolu, kırmızı masa örtüleri, ahşap ağırlıklı dekorasyonuyla zaten girer girmez içini ısıtıyor insanın... Hani çoğu zaman bir şey tam ise öbürü eksiktir ya, burada öyle değil. O sıcacık ortamın hakkını veren güçlü bir mutfakları var.

KAHVALTILIKLARI DENEYİN!

Mutfakta kendilerini 'İstanbul Mutfağı' diye tarif ediyorlar ve gelen meze tepsisi 2 bin 500 yıllık ve bu çok kültürlü şehrin hakkını layıkıyla veriyor. Tepsideki mezeler Bizans'a kadar uzanıyor. Neler yok ki? Ermenisi, Yahudisi, Rum'u, Türk'ü hepsinden İstanbul lezzetleri... Topikti, muhammaraydı, humustu, dalak dolmaydı... Malzeme kalitesi üst seviyede, lezzetler aslına sadık ve güçlü... (…) Her zamanki gibi kahvaltılıklar da, en iyi ürün neredeyse oradan geliyor. Önünüze gelen 15-20 çeşit kahvaltılıkta reçeller kendi yapımları, peynirler en az dört çeşit, balı, kaymağı... Ekmekleri de kendileri yapıyor. Bununla da bitmiyor, mutfaktan ardı ardına çıkan sıcacık börekler, ızgara sucuklar, peynirler birer birer tabağınıza konuyor.


Bektaşi duası

"Artsın eksilmesin,

Taşsın dökülmesin,

Allah kimseyi,

Meyhanesiz memlekete

Düşürmesin."